Kardeş katilinin sırrı

Kardeş katli meselesi, gerçekten de birçok önyargımızı kendisine -kimi zaman şehvetle- boşalttığımız bir tür çöp kutusu işlevini görmüştür. Bu çöp kutusunda yanılgılarımız kadar tarihe söyletmek istediklerimiz de yan yana durmaktadır.

Geçen hafta Fatih’in Kanunname’si üzerine şüphe bulutları düşürmüş ve kanunname metnindeki kardeş katlini münasip gören maddenin sonradan eklenmiş olması gerektiğini ifade etmiştim. Lakin yazıyı okuduktan sonra ‘İyi de söyledikleriniz kanunname “maddesi”yle ilgili. Halbuki bizim asıl karnımızı ağrıtan, Osmanlı tarihinde örneklerini bolca gördüğümüz kardeş katli “olgusu”. Asıl bunu aydınlatın da görelim’ diyenler olmuş. Ah olgular! Dile gelseler de “olgu” mu yoksa “kurgu” mu olduklarını bir haykırabilseler!

Osmanlı veraset sistemi, Türk-Moğol devlet geleneğinden önemli bir kopuşu gerçekleştirmiş ve bu sayededir ki, devlet klasik dönemi büyük oranda iç karışıklıklar ve savaşlar yaşanmadan kapatabilmiş ve dikkatler büyük ölçüde dışa yönlendirilebilmiştir. Kardeş katlinin olmadığı bir düzende nelerin yaşanacağını Selçuklu Devleti’nin başına gelenler yeterince açıklamaktadır. İbrahim Kafesoğlu’nun sözlerine kulak verelim:

“Selçuklularda da, tıpkı eski Türk devletlerinde olduğu gibi.. bütün hanedan mensupları hükümdar olmak hak ve salâhiyetine sahipti. Saltanat makamında inhilâl vuku bulduğu zaman, oğullar bu salâhiyet ve hakka dayanarak, tahtı işgal mücadelesine girişirler ve Türk çevrelerinde, muvaffak olanın daha yüksek ilahi kudretle donatılmış bulunduğu kabul edilir ve o, hükümdar tanınırdı… Denebilir ki, SALTANAT KAVGALARI SELÇUKLU TARİHİNİ DOLDURAN HÂDİSELERİN YARISINI MEYDANA GETİRECEK ÖLÇÜDEDİR.”
Demek ki saltanat rejiminde hanedan mensuplarının tamamının taht üzerinde “eşit” derecede hak sahibi olmalarından gelen bir kaos, kaçınılmazdır. Zaten Selçuklu tarihinin bize Osmanlı tarihinden daha karmaşık ve zor anlaşılır gelmesinin asıl sebebi de, yer yer bir iç savaş halini alan taht mücadelelerinin bolluğudur.
Osmanlı ortak aklı, başlangıçta bu geleneğe bir miktar açık bir görüntü arz ederken (Cem Sultan ile Bayezid arasındaki sıcak çatışmada ya da Kanuni ile oğlu Mustafa arasındaki soğuk gerilimde görüldüğü gibi) iktidarın kimde olacağının kesin kurallarla belirlenmemiş olduğu hak eşitliğine dayalı bir düzeni yürütmüştür. Bu düzen sayesindedir ki, doğum tarihi hesabıyla tahta çıkılacak olsa sıranın kendisine gelmesi hayal olan Yavuz gibi yetenekli bir şehzade, babasına “isyan” ederek tahta çıkmış ve ülkenin Fatih’ten beri eğri duran belkemiğini düzeltmeyi başarmıştır. Halbuki bize daha “insanî” gibi gelen “ekberiyet” sisteminde ne ruhen, ne de yaş olarak bir Yavuz’un yetişmesi kolay kolay mümkün olamayacaktır.
O zaman soralım: Saltanat savaşlarını mı tercih edersiniz, kardeş katlini mi, yoksa hanedan içi öldürmelerin istisna haline getirildiği ekberiyet sistemini mi?
Bir kere mükemmel, kusursuz bir yönetim biçimi varmış gibi konuşuyoruz. Bütün yönetimler kusurludur ve bu kusurları en fazla kabul eden ve telafi etmeye açık olan yönetim şekline demokrasi diyoruz. Siyaset her zaman paradokslarla doludur ve kimin yöneteceği (aslında “kimin yönettiği”) sorusu bugün bile karanlıktadır.
Osmanlı yönetim anlayışında da kimin yöneteceği sorusuna 1603 tarihinde ekberiyet + kafes sistemiyle bir çözüm getirilmiştir. Artık bir padişah tahta oturduğunda sarayın öbür kapısından çocuk tabutları çıkmamaktadır; ama bu defa da delilerin, mecnunların, hastaların (I. Mustafa, Deli İbrahim, V. Murad) ve yaşlıların (unutmayalım ki, Sultan Reşad tahta çıktığında 65 yaşındaydı), devleti yönetmeye ehliyetli olsun olmasın her hanedan mensubunun doğum sırasıyla tahta geçtiği bir sisteme razı olmak durumunda kalınmıştır. Bize o kadar kanlı görünen taht kavgaları ve kardeş katlinin yaşandığı dönemlerde bir akıl hastasının tahta geçmesini düşünmek dahi mümkün değildi oysa.
Kardeş katlinin alternatifi olan taht kavgaları sırasında hem ülke ciddi bir bölünme tehlikesini yaşıyor (Cem’in ağabeyi Bayezid’e yaptığı “Anadolu benim olsun, Rumeli senin!” teklifini hatırlayın lütfen), hem de savaşlarda binlerce, on binlerce “masum” insan telef oluyordu. Ne için peki? Kimin tahta geçeceğini belirlemek için! Bu tahripkâr sürecin ne zamana kadar devam etmesine izin verilebilirdi ki? Hedefini cihan hakimiyeti olarak önüne koymuş bir devletin, çağdaşı Avrupa devletlerinin sık sık kucağına yuvarlandıkları iç savaşların pençesine düşmeden ve ülkeyi böldürmeden yüzyıllar boyu yaşayabilmesi, biraz da o “meş’um” kardeş katli sayesinde değil midir?
Kaldı ki, kardeş katli uygulaması, ülkeyi kimin yöneteceği meselesinin toplumsal kesimler tarafından bir taht kavgası sonucunda karara bağlanması uygulamasına son vermekte ve onu hanedan içi bir mesele haline getirmektedir. Böylece kimin padişah olacağını belirlemenin topluma olan maliyetini ortadan kaldırmakta ve faturayı topluma değil, hanedan üyelerine ödetmektedir. Yani bir bakıma ‘Bu bizim iç meselemiz, kendi aramızdaki bir hesaplaşma konusu’ denilmiş; siyaset, toplumsal denetimden giderek uzaklaşmış ve iktidar ancak saray içindeki temsilcileri vasıtasıyla toplumsal meşruiyetini sağlama yoluna gitmiştir.
Kardeş katliyle birlikte hanedan, kendileri yüzünden doğan iktidarın kutsal şiddetini topluma yöneltmek yerine hanedan kendi mensupları üzerine döndürmüş oluyordu. İktidarın nimetini de külfetini de hanedan üstleniyor, eline geçirdiği şiddet tekeliyle kendi neslini imhaya yöneliyordu. Bunun bir intihar demek olduğu ancak III. Mehmed 1603 yılında ölünce anlaşıldı. Saltanatın iki varisinden Ahmed’i tahta çıkaran saraydaki “iktidar çekirdeği”, Mustafa’nın öldürülmesine izin vermedi ve böylece hanedanın tükenmesine yol açacak tehlikeli gidişat durduruldu. Bu süreç, 1876′da anayasal bir veraset usûlüne bürünecek; ama yüzyıllar önce Osmanlıların diğer Türk devletlerinden yollarını ayırarak temellerini attığı vatanın bölünmezliği ilkesi, Cumhuriyet’in ülkenin “bölünmez bir bütün” olduğu söylemine bile sirayet edecektir. Kardeş katlinin devlet yönetimin kişisel olmaktan çıkarak soyutlaşması gibi bir sonucu olduğuna bundan tam 46 yıl önce işaret eden Halil İnalcık hocayı bir anlayabilsek…
(Sorularınızı cevaplandırmaya gelecek hafta başlayacağım. Yazmaya devam edin.)

.....

herkes kendi zihniyetine göre zikretmekte ben kimin hain , kimin müslüman , kimin şehid olduğunu anlamak için mezarları açılsa keşke dinen bir skıncası olmadığını bilsem yetki olsaydı ilk bunu yapardım en çokta atatürkü merak ediyorum . nasıl olurda hain olan bir padişah öldüğü vakit hain olduğu halde ülkesinde gömülmek ister bna kemalistler cevap versin mehmet akif , çerkz ethem gibi vs bu memleket için canını ortaya koyan bu kişiler neden sonrada hep hain ilan edildi çünkü cumhuriyet zihniyetini benimsemedikleri için fazla söze gerek yok allaha şükür ailemle çok mutluyum dinen görevleri yerime getirmesemde çok fazla herşeyim yolunda allahım benim hiç darlatmıyor millet hayatı yüzünde bu dünyada çekip gitmek ister ama ben bu insanlar yüzünde , savaşlar yüzünde memleketimdeki faili meçhul , hain planlar yüzünden bu dünyadan göçmek istiyorum bazen .... zaten vaktimiz ne kadar kaldıki.

bende sucluyum kardesime cevap

( bende sucluyum ) kardesim son olarak yazisinda bir cümle eklemis .

Demis ki : """islam fıkhından habersiz oldugun ne kadar belli. İslamda vekalet diye birşey var. Yani paran var gidememe gibi durumlar varsa yerine ADAM gönderilebiliyor. Osmanlı padişahları her sene yerlerine vekil olarak birini gönderiyordu.

Ha bir de ATATÜRK hacca kaç defa gitti? """
---------------------

Bu Islam fikih konusundaki vekalet kimlere gecerli oldugu konusunda belirti yaptim ...fayda cikarana ne ala .
Ama en interesant tarafi son sorusudur kardesimizin .

ATATÜRK kac defa hacca gitti ? sorusu ?????

Cevap : Atatürkte ayni zihniyeti tasidigi icin deyemeyiz Osmanli padisahlari ile . Neden ??? Osmanli padisahlari gitmeleri Farz oldugu halde Islamin sartinin bir tanesini yerine getirmemislerdir . Bu konuda tartislamayacak kadar fikih konusu acik ve net . Vekalet icin ise ancak hasta ve benzer konulari barindirir . Lakin ama tüm Osmanli padisahlarin cenaze namazi dahil kilinmis ve Islami usüllere göre defn edilmistir bunu kabul etmeliyiz .
Atatürke gelince......Sorun islami yasam tarzini elle almadan ölümünün hangi sebeplerden dolayi oldugunu veya hangi bagliligi neticesinde hayatinin organlari iflaz ettigi konusuna girmeden , cenazesi dahil ( Cenaze namazi ) hangi sartlar ile kilindigi gibi ( müslümanlar ile kilinmadan) Dolmabahcesarayinin avlusunda nasil son ibadeti yapildigini sanirim herkez arsivlerden göre bilir . Islamin usüllerinin hic barindirmayan cenaze ( kendilerine ve inanclarina göre) ibadetleri ayni kendi arzusu üzere tamamlanmistir . Neticede insan inandigi bir ideoloji üzere defn edilmesini ister . Neticede Aziz Nesin gibi Islam düsmani birisi dahil son vasiyet olarak Cenaze Namazinin kilinmamasini vasiyet ettmisti . Lakin ama bizim saf ve bilgiden yoksun halkimiz ne yapip yapip gene öyle bir insani getirip musallat tasinin üzerine yerlestirdi ve Namazini kildilar ( hocca efendi kildirdi ...aksi halde maasi kesilirdi isinden olurdu ).
Bu durumda kardesim lafin özü ....böyle bir insan herhalde Hacca gitmesi biraz abez olmamz mi ??? Allahin hükümlerini hic birini yapmayan ....Allahin kanunlarini hic sayip TBMM kürsüde ( youtubta izleyin) kendisinin gökten inen vahiylere bel baglamadigini dille getiren......Allahin haramlarini kendine göre helal sayan ( Icki gibi ...kumar gibi....tesettür gibi...) .....Allahin kesin Namazini ibadet saymayip .....Allah'a hizmet edip Allahin kelaminin ortama hakim olmasi icin calisan hoccalari ipe asdiran birinin kalkip Hacca gitmesi acaba ne kadar dogrudur sizce ???? Insaf be kardesler....hic oldu mu simdi ??
Gördügünüz gibi asil ve net Islam Peygamberimizi ancak taniyip ve onun bize birakmis oldugu Emaneti inceledigimiz zaman görürüz o tertemiz olan cizgiyi . Bunada tertemiz insanlar gerekli . Kimin tertemiz oldugunu ise Allah Kuranda Ahzap suresi 33 de ayna gibi belirtiyor . Bilmem bu konuda kafa yorarsak , görecegiz ki Allahin tertemiz kildigi o Peygamberin züriyetini Islam adi altinda kesmis dogramislar .
Belki simdi daha iyi anlariz bu Saltanatlarin hangi seytanca zihniyetlere hizmet ettigini ..

Allahin selami Peygambere ve onun tertemiz Ehl-i Beytine ve sonuna kadar onun yolundan cikmayan ve sapmayan Ashabina olsun .

Vesselam

CVP:bende sucluyum kardesime cevap

Bayburtlu kardeşim siz bayburttan bir atlayıp gidiyorsunuz hacca.. Garip bir kul iken bir kaç saate medinede olabiliyorsam koskoca cihan padişahı neden gitmesin diyor olmakta haklısınız..

Sen böyle der de zan altında kalır ecdadım diye sultan ikinci abdulhamid han hz.leri taaa medineye uzanan demir yolu döşetti. Büyük bir teknolojik yatırım yaptı. istanbul haydarpaşadan trene atlayan medinede toprağa ayak basıyordu..

Lakin ömrü yetmedi kardeşim. Tahtan indirildi. Hapsedildi sonra..

Merhum necmettin erbakan her padişah için ayrı ayrı o feraizi yerine getirmiştir belki.. Dakikalık iş uçağa atlıyorsun gidip geliyorsun..

Rasülullah efendimizin övgüsüne mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmed Han için bile hacca gitmedi diye cenaze namazı kılınmaz dediniz ya.. Bundan sonra sizin cenaze namazını kılacak imamın imanından şaşaruk..

Yarım doktor candan yarım hoca imandan eder insanı..

Padişahlar büyük bir mülkün yöneticisi olsalarda yaşadıkları sürece kuranın kölesi, yaşadıkları toplumun kölesi.. Esirler.. Malum kölelere de farz değildi..

Onlar olmasa davalarına köle, bırakın bir seferliğine gitmeyi çıkarlarmıydı ravzayı mutahharadan dışarıya..

Bir şeyi merak ettim, bu yüzyıla kadar kaç islam devleti lideri hac vazifesini getirdi acep? Araştırmak lazım..

ah ah kardesin tevillerine cevap

ah ah kardes demis ki yazima : " Cevap 1: o dönemde yüzlerce binlerce alimler vardı. Onlar dönemin şartlarına göre onay vermişte şimdi 21. yydan biz mi mahkemesini kuruyoruz. Oldu olacak padişahları mezarlarından çıkartıp kardeş katlinden dolayı idam edelim.. 30bin insanı öldürmüş APO yu bile asamadık padişahları mı yargılayalım..

Cevap 2: yine aynı döneminde yüzlerce binlerce alimler vardı. Yaşadılar. Şeyhulislamlar vardı. Hac konusunda onlar cahildi de siz mi allemeyi cihansınız. Bütün hüükümleri yutmuş durumdasınız.

Siz yazanın ilminin yetersizliğiyle dem vuruyorsunuz da kendinizi allemei cihan mı sandınız!! Farkında değilsiniz sadece yazıyı yazana değil o dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak fetvalar veren yüzlerce aliminin ilmini de hiçe sayıyoyrsunuz. Medreseler eğitim kurumları kurmuş bu alanda ömürlerini vermiş insanlardan bile daha bir bilgili olduğunuzu ortaya koydunuz ya bravo..
----------------------------------------------------------------
Gercekten toplumun din anlayisi bugün bizleri cok üzmekte . Tuaf etmemek lazim bunca cahelet ve tefrikalara baktigimizda . Ama bunun suclusu kim acaba ?? Simdi cevap vermeye caliscam azizane olarak insallah .

Kardesimiz hem birinci ve ikinci soruya cevap olarak ayni mantigi bir araya getirmis ve herkezin agzinda basma kalip gibi sakiz gibi olayi gecmisteki Alimlere baglayip , onlar görmedi sizmi görüyorsunuz gibi suclama yapmakta .

Cevap : Burdada ayni ilk yazimdada oldugu gibi Islam tarihi bilinmedigi gibi , Osmanli tarihini savunanlarinda Osmanli tarihini savundugu halde bilmedigini görmekteyiz .
Aksi halde gecmiste olan büyük hatalardan bir taneside Osmanli döneminde oldugunu görmemekten geliyoruz .
Islam sarti ....Imanin sarti ....vb. genelde toplumun agzinda gevelenmekte. Peki size soru sorucam gecmisteki Din alimler hakkinda . Acaba Fetva ve hüküm verme konusunda ( ayni Namaz kildirma konusunda) Alimin sartlari nedir kardesler sizce ????
Biz bunlari bilmediigmiz icin Tarihde bircok olaylari Islama mal ederek karistiryoruz neyazi ki .
Böyle bir hüküm verme ve Dini fetvalar verenenin ilk sartlardan birtanesi 1 - Mücctehid olmasidir .Bugünümüzde de Mücctehidlere degil , cami görevlilerine fetva verdigini gördügümüzden ötürü bu toplum rengarenk fetvalar ile kafalari karismis durumda.
Osmanli da da ayni durumda .....daha henüz Mücctehid olmayan Sahislar ( cocuklar ) Fatih sultan gibi sahislar , Aksemsettin ( Aksemsed-din ) Hoccanin bazi görslerini dahil kabul ettmeme cüretine sahip di . Bugünde oldugu gibi nasil bir Cami hoccasi Diyanet isler baskaninin disinda bir görüs veya fetva sergileyemedigi gibi veya onlarin sözlerinin disina cikamama oldugu gibi diyanetinde devletin izninin disina cikamadigi gibi , osmanli döneminde de Alimler sultanlarin sözlerinin disina cikma hürriyetine sahip degildi kardes .
Istanbulun fethinden sonra bu Bizansa karsi ayaklanmaya karsi gelen Candarli Halil bu görüsünden ötürü Islanbuun fethinden sonra iddam edildi . Neden ??? Cünki görüsü Padisahinkine uymuyordu .....Osmanli tarihinde genel herkez Alimlerden söz eder ayni bu kardesimizin simdi yaptigi gibi . Ama hic kimse sormaz ki osmanli döneminde Cumhurriyet tarihinden daha fazla Alimler boynu vuruldugunu ....acaba niye ?? ve nicin bu Alimleri genelde konusmazlar Osmanli tarafdarlari , oysa ki boyunu vurulan sadece alimler degil , kardesleri ve amcazadeleride barinmakta ve hepsi Osmanliyi savunanlarin kitabinda yer almakta....acaba bu gecekleri neden konusmuyoruz ???
Bilhassa bu kardesime ve bu zihniyetde ki kardeslerime sunu söylerim. Sizler Hanife mezhebini kabul etmis gibi gözükmektesiniz ama Ebu Hanifenin hayatini hic tanimamaktasiniz . Onun neden Müslümanlarin haliesitarafinca öldürüldügünü hic sordunuz mu ?? Birakin simdi Osmanliyi ....bu sizin mezhep Imaminizin hayati . Onun da kaderi sistemin istegi ile hareket etmediginden ötürü hayatindan olmustur. Ayni 4 Hakk mezhebinen olan Ahmed b Hanbel gibi ( yani Hanbeli mezhebi kurucusu ) . Sizce bu alimler ne icin boyunlari vuruldu veya zehirletildiler ???
Sultan ve Padisahlarin yaninda Alim gibi gözüken sahislar sadece , o sultanin makamini müslüman toplumun gözünde korumak amaclidir ...baska hic bir sey degil . Buna göz yummayan Alimler ise ( Ebu Hanife gibi sahislarda kendi Abbasi dönemlerinde ) öldürülmüslerdir .Yani susturulmustur bir fiil......sonra zaman sonra topluma kahraman olarak tekrar geri sunmuslardir .
Zamaninda da Peygamberin en sevdigi torunu Imam Hüseyni de sehit eden zalimler , kendilerini topluma herzaman Müslümanlarin emiri olarak göstermis ve Imam Hüseyin tarafdarlarini susturmuslardir .

Simdi kardesim , sence senin kast ettigin alimlerin farkli konustugu tevili bu pencereden bakip incelersen ufkun kesinlik ile bagnazligin cercevesinden kurtulcak ve olaylari tek yönlü degil , objektiv bakis acisi ile degerlendirecektir .

Gördügün gibi burda mesele sahis meselesi degil , genel sorun meslesdir . Burdan yola cikarak savundugumuz seyi ilk önce anlamak gerek , neyi savunuyoruz . Islami mi ( bütün hattlari ve hükümleri ile ) yoksa Islama benzetilmeye ugrasilan zorba saltanatlar mi .....Belki ozaman Peygamberin kanini tasiyan öz Ehl-i Beytin kiyamlarini saltanata karsi anlariz .

Ama Allah c.c Kuranda hakkin safini hep azinliktan haber vermis ve defalarca : " Cogu bilmezler"....veya " azi müstesna cogu akil etmezler " cümlesini Müslümanlarin aklina hitap etmistir .
Gene sonucta Allah c.c :" Ne cabuk kandiriliyorsunuz .." ifadesi ile toplumun ne kadar kandirilmaya meyili oldugunu göstermekte .
Bu vesile ile bu alimlerin yazdigi Islamin sartlarindan en önemlisi olan " AKLI" devreden cikartiklari icin , toplum akilsiz ve beyinsiz kalmis ve cevresine güzel görünümlü sahsiyetlkerine aldanmislardir ve taklit etmislerdir.
Beni Ümeyyeogullarinin basinda olan Yezid ve ondan sonraki Ümeyyeogullarini temsil edenlerden hakimiyeti alan Abbasiler de ayni gelenegi sürdürmüs tür tarih boyunca . Aksi halde Ebu Hanefi gibi sahsiyetleri öldürmeye tevil gerekmedigi gibi , Peygamberin ailesini ve soyunu öldürmeye de tevil gerekmez . Abbasilerden ayni zihniyeti ( saltanat zihniyetini ) alan Selcuklular ayni hataylan yola devam etmislerdir . Islamin kelamini , kilinc ile dagitmayi uygun görmüs ve toplumlar cahil birkailmistir. Bu cahalet penceresinden emaneti devam ettirenler ise Osmanlilar olmustur . Onlardan sonra ise Cumhurriyet devam etmekte . Iste toplumun bu chaos hali budur . Din artik herkezin agzinda sakiz olmus . Toplum artik neye inancagini bilmiyor . Bir yandan dini savunanlar , diger yanda kendi bacilarinin basindaki basörtüsüne karismakta . Ayni zihniyet devam ediyor.

Iste Imam Hüseynin kiyami o dönemde bunun icindi ......o sehit edildi , yerine sahtekarlar din mecclisi kurdular katil Halifer adi ile .Osmanlida da bu farkli degildi güzel kardesim. Yardimci ola bildiysem ne mutlu bana .

Selam tüm Peygamberin izinde giden ve sapmayan mümin ÖZ kardeslerime olsun.

Vesselam

CVP: Uyan bre gafil

Konu konuyu açıyor fakat konudan konuya atlamak asıl mesajı öldürecektir.

1. Toplumun cahilliği: Cehalet cehaletle giderilemez.

2. Fetva konusu: Bugün fetva verenlerin neredeyse tamamı fetva vermiyor. Verilmiş fetvaları toplumun anlayabileceği dil ile aktarmaya çalışıyor.

3. Padişah merkezlilik. Bu tamamen sizin bakış açınız ve yorumunuzdur. Bunu gerçekmiş gibi lanse etmeniz üzücü bir durumdur.

4. Emevi dönemi ile abbasi dönemi.. ya da bunlarla selcuklu osmanlı dönemleri kimse bir tutamaz. Heleki bu dört farklı dönemi cumhuriyet dönemi ile örnek gösterilemez bile.

5. Osmanlı'yı zorba sultanlar zinciri olarak göstermek ZORBA'lığın ta kendisidir. Sen ki hadisle öğülmüş bir padişah'ı yerden yere vurabilmektesin. (eminim ki o hadisin gerçekliliğini bile tartışırsın!!)

6. Azınlık ve kandırılmak!! Bu sadece demogejiden ibarettir.

Kendi zihninizde bir seneryo yazmış, kendi değerlerinize karşı donkişotluğa soyunmuşsunuz.. Tek konu içinden ayrı ayrı ele alınabilecek bir cok farklı olayı sıkıştırmaya çalışmışsınız.

Silah gücü olmasa endülüs hiç bir zaman müslüman olamayacaktı. Silah gücü koca bir medeniyetin kapısını araladı. NE zaman ki oradaki silah gücü zayıfladı. O zaman da büyük katliamlarla orada yaşayan milyonlarca müslüman yok oldu..

Aynı şekilde macaristan, silah gücü ile feth edildi. İslamlaştı. Ne zamanki oradaki alimler dünyevileşti. Senin gibi işkembeyi kübradan ileri geri konuşmaya başladılar. önce topraklarını kaybettiler. Sonra dinlerinden oldular. Tekrar hristiyanlaştılar..

Bosna herks silah gücü ile fatih tarafından feth edildi. Hepsi müslüman oldu.. Gecen 20 yıl önce sırplar silah gücü ile girdiler katliamdan geçirdiler. Binlerce mslümanı şehit ettiler. Kadınlarının ırzını geçtiler..

Ortaasyada silah gücü zayıfladı ruslar girdi kominizmi getirdiler. Din bile kalmadı. Allah demekten başka bir şey bilemez oldular.

Fatih olmasa, kanuni olmasa yavuz olmasa sen istanbulda bugün ezan sesleri değiş ÇAN sesleri duyuyor olacaktın..

Uyan bre gafil.

Ziyaretci kardesin sorusuna yeilenme

Bilmiyorum bu yazim eklencekmi eklenmicek mi . Ama ben gine bir deneyim sonra görürüz eklencek mi eklenmicek mi .

Ziyaretci kardesim soruyu yalnis sordugundan ötürü cevaplayan kardes tevil getirmis . Oysaki soru dogru ve yerine göre sorulmus olsaydi verilcek cevap biraz daha zorlasir hatta ve hatta vicdan sahipleri icin imkansiz olurdu düsünüyorum.

Örnek olarak bir insani öldürme hükmünü kardesim Kurandan bir örnek getirmis . Oysaki Kuran ancak Kuranin her sartlara hüküm ettigini kabul eden insanlara delil gösterilir . Kuranin yasalarini sadece caminin icinde ve sokaklarda Atatürkün getirmis oldugu ilkeleri kabul eden kardeslerime Kuran ayeti olarak delil getirmek yersizdir.
Bundan ötürü su soruyu söyle sorsak belki daha uygunur düsünüyorum .
Soru 1 - Acaba daha henüz kundaktaki bir cocugu , daha henüz konusmasini bilmeyen , hüküm veremeyen , dogruyu yalnisi daha henüz bilmezkene ve gelecgi konusunda da kimsenin onun hakkinda bir bilgisi olmadigi halde , kimseye karisilik veremeyen ve yardimsiz aciz olan bir canli bir insan bir bebek yani Allahin nurundan üfledigi bir emaneti öldürme hükmünü Kurandan almadigi gibi , Kuranin hükmünün arkasina sarilarak nereden aldigini aslen sormak lazim gercekten . Müslümanlara göre bunun hükmü ayna gibi acik ve gizli degildir . Sadece görmek icin acip bilgi edinmek gerek bir meseleyi . Ayip ise bir görüsün yalnislarini örtmek icin Kurani ve Islami kullanmak asil sahtekarliktir . Neden ??? Cünki bir sucsuz insani ( Müslüman olmasa dahil ) öldürmek büyük günahlardan oldugu gibi , haramdir ve mecaz olarak bütün insanligi öldürmüs oldugu gibidir diyor Allahin kelami. Kaldiki bu birde Müslüman bir cocuk ise , olayin boyutunu düsünün ve gecmisteki insanlari nasil kandirmislar anlayin .
Seriatin hic birseyi ile bu kiyas edilemez ......gecelim ikinci soruya

Soru 2 - Hacc konusundada cevap veren kardesimizin tam bir net bilgiye sahip olmadigi gibi gene Islamin pardüsesi ile bu Islamin sartlarindan bir kaleyi örtmeye calismis ( ayni gecmiste bu olaylii örtmek isteyenlerin metodu gibi) .
Bu konuya gecmeden Peygamberimizin bir Hadisini aktarayim . Peygamber (s.a.v) ibn Mesud araciligi ile söyle byuurmustur Hadis külliyatlarinda . " Kim Haccc görevini maddi ve saglik durumu müsayit kene yapmassa ve o haliylen ölmüs olursa istersen Yahudi , istersen Hiristiyan mezarina gömün "" ( Küttüb-i Sitte Hacc babinda- Sahih Buhari ve Sahih Müslim )
Eger Islam tarihine bakarsaniz göreceksiniz ki dinin en yeni ve taze döneminde düsmanlar Akbaba gibi cevrelerinde firsat koladiklari halde ve bu yetmemis gibi Islam devletinin cevresinde olan Pers ve Bizanslilarin tehddidi ile karsi karsiya kaldigi halde , ne Peygamber ve nede ondan sonra ki Halifeler bu görevini Devletin maslahati icin terk etmislerdir . Neticede Fikih olarak Vekalet konusunu bu kardesimiz anlayamadigi gibi meselenin sadece hastalara gecerli oldugunu yazmamis ve olayi Osmanliyi temize cikarmak icin kafasna göre uydurmus . Kardesimiz bir Islam anlatiyor burda , Kuran da Allah baska bir Islam anlatiyor . Secme hakki sizin kardesler .
Bu konu ile son bir soru .......Islamin sarti 5 'dir Ehl-i Sünnete göre ...öyle degil mi ?? Eger bir insan kalkip Islamin sarti artik bundan sonra 4 dür derse sizce ne olur onun durumu ??? Itikatinda bir bozukluk olurmu olmaz mi ?? Vicdanlariniza birakiyorum . Eger vicdanlariniz sizi kandiriyorsa ozaman Ilim kitaplarinda bunun cevabina bakin . Bu durumda Islamin sartlarindan olan Haccc farizasini ( hali ve sagligi vakti yerinde ise ) bir insan Devlet maslahati bahanesi ile ( ki ne Peygamber bunu yapmistir nede ondan sonra gelen Islamin önderleri ) terk ederse Hacc görevini sizce ne olur o sahis ????

Son soru olarak tabiki su soru cikiyor kafalara . Acaba Osmanli Padisahlarinin Hacca ,yani Arabistana ( Mekkeye) gitmemesinde acaba hangi neden yatiyordu . Tarihi iyice arastiran görücek bu ince gercegi ve meseleyi . Aksi halde son dönemlerinde Araplarin ve Mekke imaminin fetvasi üzerine Kafir Osmanliya karsi cihat cagrisinin temellerinde acaba ingiliz Lawrence ispioncusundan önce oldugu bir gercek acaba sasirtici degil mi ???

Allah c.c bu kandirilmis toplumu islah etsin derim .

Allahin selami tüm Peygamberin ve onun Sünnetini hakkiyla ayakta tutan Imametin önderlerine olsun .

CVP:Ziyaretci kardesin sorusuna yeilenme

Cevap 1: o dönemde yüzlerce binlerce alimler vardı. Onlar dönemin şartlarına göre onay vermişte şimdi 21. yydan biz mi mahkemesini kuruyoruz. Oldu olacak padişahları mezarlarından çıkartıp kardeş katlinden dolayı idam edelim.. 30bin insanı öldürmüş APO yu bile asamadık padişahları mı yargılayalım..

Cevap 2: yine aynı döneminde yüzlerce binlerce alimler vardı. Yaşadılar. Şeyhulislamlar vardı. Hac konusunda onlar cahildi de siz mi allemeyi cihansınız. Bütün hüükümleri yutmuş durumdasınız.

Siz yazanın ilminin yetersizliğiyle dem vuruyorsunuz da kendinizi allemei cihan mı sandınız!! Farkında değilsiniz sadece yazıyı yazana değil o dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak fetvalar veren yüzlerce aliminin ilmini de hiçe sayıyoyrsunuz. Medreseler eğitim kurumları kurmuş bu alanda ömürlerini vermiş insanlardan bile daha bir bilgili olduğunuzu ortaya koydunuz ya bravo..

Evet Osmanli padisahlari

Evet Osmanli padisahlari kardes katilidir ve bunun hesabini Allahin huzurunda verecekler. Bu yaptiklarindan Allah rizasi icin osmanli sultanlarini sucsuz bulmayin. Resullulah diyor ki bir insanligi olduren tum insaligi oldurmus olur. Hadis i serif.

Cevap yazilirsa bir sorum daha olacakti/

1. Padisahlar neden hac gorevlerini yerine getirmemistir.

CVP:Evet Osmanli padisahlari

Senin dedennin dedesi çıkacak iç savaşta ölüp ninen dul, çocukları öksüz kalmasın diye adamlar kendi cocuklarını feda etmiş.. Allah aşkına bugün hangi siyasetçi iç savaş çıkmasın huzur bozulmasın insanlar ölmesin diye kendi evlatlarını feda edebilir?

Yanlış bir emir sarıkamışta 100bin şehit verdirdi.. Doğru bir kararla bir kişinin ölümü de 100binlerce kişinin yaşamasına neden oldu!!! Sen asıl sarıkamışın çanakkalenin katıllerini sorgula!

Neden hacca gitmediler sorusuna gelince, sen kaç kere gittin?

islam fıkhından habersiz oldugun ne kadar belli. İslamda vekalet diye birşey var. Yani paran var gidememe gibi durumlar varsa yerine ADAM gönderilebiliyor. Osmanlı padişahları her sene yerlerine vekil olarak birini gönderiyordu.

Ha bir de ATATÜRK hacca kaç defa gitti?

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <u> <cite> <i> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Aşağıdaki resimde yer alan yazıyı doğru şekilde kutucuğa yazınız
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sitemizde arama yap

Anket

Muhteşem yüzyıl dizi neden sıkıcı hale geldi?:

Son yorumlar

Günün Konuları

- İsrailoğullarının Kurtarıcısı Hz. Musa ve İsrailoğullarının Sadakatsizliği
- 2. Abdülhamit Han'ın Filistin Hassasiyeti
- Kudüs'ün İngilizler Tarafından İşgali 9 Aralık 1917
- Yahudilerin İbadet Şekli
- Yahudiler Ağlama Duvarında Neye Ağlıyorlar?
- Ağlama Duvarı Nedir? Nerededir?
- Hz. İşmoil (Samuel Peygamber)
- Hz. Yuşa
- Kudüs ve Çevresinde Yaşayan , İsrailoğllarına Gönderilmiş Peygamberler
- Hz. Yahya
- Hz. Zekeriyya
- Hz. Yakup
- Hz. Yusuf
- Hz. Süleyman
- Hz. Davut
- Hz. Harun
- Hz. Musa
- Hz. İshak
- Hz. İsmail
- Hz. İbrahim
- Kudüs Yahudiler İçin Neden Bu Kadar Önemli?
- Kudüs'ün Kalbi Mescid-i Aksa
- Diriliş Ertuğrul Çolpan Hatun (Gülçin Santırcıoğlu) Kimdir kaç yaşında ve nereli?
- Diriliş Ertuğrul Çolpan (Gülçin Santırcıoğlu) Kimdir?
- Çolpan Hatun kimdir?
- Nurettin Sönmez (Bamsı) diziden ayrılıyor mu?
- Diriliş Ertuğrul'da şok ayrılık sinyali! Diriliş Ertuğrul yeni bölüm ne zaman?
- Diriliş Dizisindeki Turgut Alp Karakteri Kimdir?
- Cengiz Coşkun
- Diriliş Ertuğrul'un fenomen ismi şaşırttı
- Esra Bilgiç(Halime Sultan) Kimdir ?
- Diriliş Ertuğrul Oyuncuları Canlandırdıkları Karakterler
- Diriliş Dizisi Halime (Esra Bilgiç) Kimdir Kaç Yaşında
- Diriliş: Ertuğrul
- Diriliş Ertuğrul'da kim kimdir? (Oyuncu karakterleri)
- Abdülhamit'in Siyonistlere cevabı
- Payitaht Abdülhamid dizisi oyuncuları kimdir?
- Mehmed Abdülkadir Efendi
- Osmanlı Sarayı’nda bir sosyalist ŞEHZADE ABDULKADİR
- Seniha Sultan’ın oğlu Sabahattin kimdir? Prens Sabahattin’in hayatı

Osmanlıca imla