Şehzade Mustafa olayının detay kısmı

Yıl 1553... Kanuni’nin son yılları (6/7 Eylül 1566’da ölüyor)...

Osmanlı, en parlak dönemlerinden birini yaşıyor...

Devletin muktedir kadroları, yenilmez bir ordusu, arada kriz filan çıksa da genel olarak sağlam bir maliyesi, ülke çapında yoksul bırakmayan bir sosyal yapısı var...

Ama aynı tarihte bir büyük olumsuzluk gelişiyor: İran’daki Safevi Devleti tehlike arz etmeye başlıyor...

Osmanlı barış arıyor ama mümkün değil. Safevi Şahı, Çaldıran’ın intikamını alma sevdasında: İlle de babasının (Yavuz) sert yumruğunu oğluna (Kanuni’ye) iade edecek...

Başka çare kalmayınca, Kanuni, İran üzerine sefer açılmasına karar veriyor. Tam da o günlerde oğlu Şehzade Mustafa Bey’in Safevi Şah’ı Tahmasb’a yazdığı mektuplar önüne konuyor... Bazı tarihçiler tarafından temkinle karşılanan bu mektuplar, Mustafa Bey tarafından farklı zamanlarda yazılmıştır, ama içeriği yaklaşık olarak aynıdır...

Mektuplarında Şehzade Mustafa, babasının artık yaşlandığından bahisle, atalarının tahtına oturma sırasının kendisinde olduğunu savunuyor ve bu konuda Safevi Şahı’ndan yardım istiyor. Kanuni önce inanmıyor: “Oğulcuğum böyle şey yapmaz, babasına komplo kurmaz!..” diye isyan ediyor ama tümü oğlunun mührüyle mühürlenmiştir... Ayrıca daha önceki yazımda ifade ettiğim gibi, Şehzade Mustafa kendisine hakkı olmadığı halde “tuğra” çektirmiştir. Bu apaçık bir isyandır. Töreye göre bu, saltanatını ilân etmesinden farksızdır.

Devletin bir iç savaşa sürüklenmesi ihtimali Kanuni’nin tüylerini diken diken ediyor... Uykularını kaçırıyor... Stresten hastalanıyor.

Kanuni, yol ayrımındadır artık: Ya devleti ya da oğlunu tercih edecektir...

Üstündeki büyük sorumluluk sebebiyle devleti tercih ediyor.
Amasya’da valilik yapan oğlu Şehzade Mustafa’yı Konya’ya çağırıyor... Kendisi de 1553 yılı baharında ordusuyla birlikte Konya Ovası’na gidiyor.

Oğlu Şehzade Mustafa’yı otağına alıyor. Mustafa, Otağı Hümayun’un kapısında durduruluyor. Kılıcını çıkarması, huzura silahsız girmesi isteniyor... Oysa daha önceki uygulamalarda şehzadeler silahları ile huzura kabul olunurdu. Kuşkulansa bile yapacak bir şeyi yoktur.

Kanuni, elini öptürüyor. Oğlunun gözlerine bakamıyor. Zar zor hatırını soruyor. Sonra da “istirahat” etmesi için çadırına uğurluyor.

Bu son görüşmeleridir... Kuşkusuz baba yüreği kanıyor! Ama onun da yapacağı bir şey yoktur: Çünkü bu yola “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” denilerek çıkılıyor.

Mustafa Bey huzurdan başı önünde çıkıyor. Babasındaki tuhaflığı fark etmiştir. Kendi çadırına yöneliyor.

Çadırına girer girmez, yedi dilsiz cellât aynı anda üzerine çullanıyor.

Şehzade Mustafa, cellâtlara direniyor. Onları dağıtıyor da, lakin nereden çıktığı belli ünlü cellât Zal Mahmut Ağa elinde balta ile saldırıyor.

Nutku tutuluyor adeta Mustafa Bey’in: Çünkü Zal Mahmut, onun sarayda iken sık sık görüştüğü en yakın arkadaşları arasındadır.
Elindeki baltayı savuruyor. İsabet alan Mustafa Bey yere düşüyor. Dilsiz cellâtlar kement atıyorlar. Yay kirişini boğazına bastırıp soluğunu kesiyorlar. Mustafa nefessiz kalıyor. “Nizam-ı âlem” uğruna oracıkta canını teslim ediyor, şehit oluyor. Hayatını “devletin bekası” için veriyor.

Unvanı “Kanuni” olan ve Alman İmparatoru Şarlken’e esir düşen Fransa Kralı Fransuva’yı Alman esaretinden kurtarmak için, sırf annesinin ricası üzerine “Almanya Seferi”ne çıkan Sultan Süleyman’ın, olayı tahkik etmeden oğlunu öldürtebileceğine ihtimal vermek zor...

O Kanuni ki, değil oğlunun, hiçbir insanın zulme uğramaması için ömür boyu çabalamış durmuştur...

Düşmanlarının bile “âdil” olduğunu söylediği bir Padişah, böyle bir tuzağa düşebilir mi?

Açıkçası, ben buna hiç ihtimal vermiyorum.

Şehzade Mustafa’nın idamına halktan gelen tepkilere başka bir yazımızda bakalım.

Yavuz Bahadıroğlu - Yeni Akit

yaziyi yazan gazetecinin

yaziyi yazan gazetecinin guvenirligine bakacasin once..bu yazi hukumdari ve osmanliyi korumak icin yazilmis..ben bu olayi ilk duydugumda 10 yasimdaydim mudurumuz anlatmisti tarih dersimize girerdi.simdi tayyip cika ayne bole olmustur dese bu yaziyi yazan hemen agiz degistirir.insanlari gutmek icin yalan solemeyin tarihi yapana saygili olun.buneki daha osmanlida bunun gibi olaylar coktur cok kardes kani cok evlat kani akitilmistir.cogu sahzede bebekken katledilmistir.osmanlinin yikilmasinin en buyuk sebebi budur yaradan kimsenin kanin yerde birakmaz.

CVP:yaziyi yazan gazetecinin

tayyipte kim ki ağzına bakılsın.. ampül sündü diye güneş kararacak değildir!!

ilber ortaylı yorumu

Tarihçi pror. İlber Altaylı'nın yorumunu izlemek için: youtube.com/watch?v=Y-ZuXIEtqv0

Şehzade Mustafa

Şehzade Mustafa'nın katli yüzyıllar boyunca milletimizin vicdanını yaralamış ve hatta yabancılar dahi bu konuya üzülmüşlerdir. Zira katlin öncesi, yapılış şekli ve sonrasında Mustafa'nın küçük oğlunun da katledilişi hakikaten vicdanları dağlar mahiyettedir. Burada şimdi, tarihçilerimize büyük görev düşüyor. Acaba Mustafa'nın orjinal imzası ve Acem Şahına gönderilen mektuptaki veya düzmece olduğu öne sürülen diğer mektuplardaki mühürlerin karşılaştırılma imkanı yok mu? Tabii bunca geçen zamanda mühürler veya izler büyük ihtimalle harap olmuştur ancak ben yine de bu konuyu üzerinde kaligrafik bir çalışmaya değer olarak görüyorum. Bakarsınız ortaya bambaşka sonuçlar çıkar. Şu anda olayların oluş biçimi ve mantığımızı kullandığımızda vardığımız sonuçlar tamamen Mustafa'nın masumiyetini hissettiriyor insana. Kanuni bu konuda çok çok hatalıdır. Bunları sıralarsak:

1. Kanuni herkese karşı uygulanması gereken adil yargılama hakkını oğluna tanımamış, bir kere kendisinden savunma almadan gıyabında kendi beyninde yargılamış, Şeyhülislama'da ilgisiz farklı bir örnek vererek emsal bir karar almış, bunu da oğluna karşı tereddütsüz uygulamıştır. Oğlunu karşısına alarak konuşsa, ona mektupların ve söylentilerin nedenlerini sorsa belki de gerçeği yakalayacaktı. Zaten Mustafa da savunmasız bir şekilde babasını ziyaret için ordugaha gelmişti. Nasıl bir mantık ve vicdandır ki küçücük yaşlarda öpüp kokladığı oğluna karşı bu derece peşin hükümlü ve acımasız olmuştur. Burada Mustafa her halükarda mahkeme edilmeden katledilmiş gözüküyor. İslamda bunun yeri yoktur.

2. Hadi bir cinayet işlendi ve oğlu katledildi. Peki oğlundan sonra sırf '' Mustafa yoksa oğlu var'' söylentisi üzerine, 7 yaşındaki oğlunun annesinin kollarından alınarak katledilmesini nereye koyacağız. Hele bunun hiç mi hiç izahı yok. Efendim devlet bölünür, nizam-ı alem gibi gerekçeleri bunun için öne sürebilir misiniz? Sultan 1. Ahmed döneminde şehzade katli ortadan kaldırıldı ancak devlet bir 300 yıl daha yaşadı. Bu durum nizam-ı alem gerekçesini bence ortadan kaldırıyor. Hem nereden biliyorsunuz bu şehzadelerin isyan edeceğini?. Burada bence çok büyük bir evham rahatsızlığı var.

3. Mustafa'nın vefatı sonrasında Osmanlı toplumunda adeta bir şok dalgası oluşmuş, Halk aylarca adeta pasif bir isyanda bulunmuştur. Mustafa'nın vefatı dönemlerinde yakın danışmanı ve hocası büyük alim Mustafa Sururi Efendi üzüntüsünden Kanuni'nin verdiği bütün görevleri reddetmiş ve inzivaya çekilmiştir. O Mustafa Sururi Efendi daha önce kanuni'ye verdiği bir rapora Mustafa için, ''Tüm Devlet-i Ali tarihinde en iyi yetişmiş şehzade'' ibaresini kullanmıştır. Tüm şair- asker ve çoğu devlet adamı ile halk direkt Kanuni'ye laf söyleyemediği için Şehzade Mustafa konusunda Hürrem Sultan -Rüstem Paşa-Mihrimah Sultan'ı suçlamıştır. Bunların, Kanuniyi Mustafa aleyhine doldurduğu ve Mustafa'ya sahte mektuplar sureti ile tuzak kurduklarına inanmışlardır. 1561 yılında Fransa'da ve muhtelif tarihlerde çeşitli Avrupa devletlerinde Şehzade Mustafa ile ilgili trajedi ve çeşitli eserler yazılmış ve bunlarda Mustafa'nın masumiyeti vurgulanmıştır.

4. Ben Şayet Mustafa yaşasaydı Osmanlı şöyle büyürdü gibi sonuçlara itibar etmiyorum. Bu ancak Allah'ın bileceği bir durum. Tarihte bir de savaş talihi çok önemlidir. Mesela Sultan Yıldırım Bayezid çok cesurdu ve kazandığı Niğbolu muharebesinde tüm birleşik haçlı ordusunu adeta imha etmiştir. Ancak talihi yaver gitmedi ve Timur Han'a yenildi. Ancak bir gerçek var ki Mustafa Selim'e göre daha iyi yetişmiş, daha iyi devlet adamı ve askerdi.

5. Kanuni dönemi Osmanlı Devletinin hem en ihtişamlı dönemi, hem de büyüme momentinin düşüşe geçtiği bir dönemdir. Kanuniden sonraki 100 yıl içinde de devlet büyüdü ancak düşük bir momentumda. Kanuni döneminde Avrupa'da Belgrad'ın bir lojistik merkezi olması sağlanamamış, bu nedenle her Avrupa seferi Ekim_Kasım aylarında bitirilerek İstanbul'a dönülmüş, Avrupa'nın fethi hep yarım kalmıştır. Tekrara sefere çıkmakta hazırlıklarla birlikte yıllar almıştır. Ayrıca Doğuda da Safevi Türklerine karşı bir üstünlük sağlanamamış, Bu iki Türk devletinin anlaşmak yerine birbirleri ile uğraşması hem Avrupa fethini yarım bırakmış, hem de her iki devlette yıpranma yapmıştır. Kanuni Pargalı İbrahim Paşa ayarında bir develet adamı bulamamıştır. Son döneminde, Sokullu Mehmed paşa Pargalı kadar başarılı gözükse de savaş alanında Pargalı kadar faydalı olmamıştır. Kanuni döneminde onca tecrübeye rağmen, akla ziyan bazı seferler de yapılmıştır, mesela Viyana kuşatmasında ağır muhasara silahları alınmamış, Malta kuşatması da yeterli lojistik olmadan yapılmıştır. Ayrıca çok çok önemli olan Basra körfezinin Portekizlilerden temizlenerek, Hind Okyanusu ticaretinde pay sahibi olunması sağlanamamış, buradaki seferler başarısız olmamakla birlikte kesin bir sonuç alınamamış, Kanuni de burayla fazla uğraşmamış, hep ikinci derecedeki paşaları buraya göndermiştir.

6. Kanuni yerine mesela bir Yavuz Sultan Selim veya 4. Murad olsaydı ve o kadar hüküm sürselerdi tahmin ediyorum Osmanlı sınırları Atlas okyanusundan Orta Asya'ya kadar uzanırdı. Bunu o kısa sürede yaptıkları işlerden hareketle tahmin edebiliriz.Kanuni Seferde iken Hürrem'e aşk mektupları yazacak kadar aslında bence ideallerden uzaktı. 46 yılda yaptıkları bence çok çok yetersizdir. Seferde tamamen sefere odaklanmak yerine siz tutup aşk şiirleri yazıyorsunuz. Tarihin gördüğü büyük cihangirlerde bu durumu pek görmüyoruz. Hürrem Sultan da elde ettiği bu büyük mevkide, Lehistan kralına tebrik mektupları yazmaktan çekinmemiş, Aynı şekilde Mihrimah Sultan da yazmıştır. Burada Hürrem bir nevi Kraliçelik gibi bizim tarihimizde olmayan bir konumda görmüştür kendisini. Aslında Osmanlı, Kanuni döneminde tam bir cihan hakimiyetini kaçırmıştır. Tabii Dünya'da küresel güç odağı da Akdeniz'den Atlantik'e kayıyorken, bizim Akdeniz'e hapsolmamız da ayrı bir handikap olarak ortaya çıkmış ki, bu konuda belirgin bir girişimde bulanamadan sadece olayı seyretmişiz. Burada 2. Selim zamanında akla ziyan yapılan İnebahtı savaşının da önemli bir tesiri vardır. O savaşta çok önemli ve tecrübeli denizcileri kaybettik, bir tek Kılıc Ali paşa kaldı. Onun önerilerine de Saray hep kulak tıkadı. Zaten İnebahtı öncesinde de kendisi gibi tecrübeli bir denizci Paşa yerine donanma başına saray entrikaları ile Karacı bir paşa olan Müezzinzade Ali Paşa getirilerek çocukca bir hata yapılmıştı. Şavaş sırasında da Müezzinzade Ali Paşa Kılıç Ali Paşanın uyarılarını dikkate almayınca 200'e yakın gemi kaybettik. İki yıl içinde donanma yenilendi ancak büyük harcama ve emekler boşa gitti. Ayrıca batılılara da Osmanlı'nın yenilmez olmadığı gösterildi. Bundan sonra bizim donanma tamamen Akdeniz'de hakimiyeti elde tutma gayretinde oldu. Başarılı da oldu ancak tabii Atlantik yarışlarını hep uzaktan ve belki de ne olduğunu değerlendiremeden seyrettik.

2. Selim Han hiçbir savaşa iştirak etmemiş, savaşlar paşalar tarafından yürütülmüştür. Bu da Osmanlıda bir ilkti. 2. Selim Han zamanında yaşanan İnebahtı faciası, büyüme momentinin iyice düşmesi ile kendisinin savaşa iştirak etmemesi, toplumumuzda ''keşke Mustafa padişah olsaydı'' fikrini hep canlı tutmuştur. Tarihte 2.Selim Han'ın Mustafa'ya karşı yapıldığına inanılan komploda payı olduğuna dair bir kayıt yoktur. Nitekim o bir sözünde ''Baba ve anne Bayezıd'ı, ordu Mustafa'yı tutsun, beni de Allah tutsun'' manasında bir söz söylemiştir. Bu samimane dua da sonuca ulaşmış.

Her ne kadar savaşçı bir kimlikte olmasa da, sonuçta devrin en kudretli hükümdarıdır Selim Hanın. Merhametli ve dindar olduğu kayıtlarda vardır. İçki içtiği, kadınlara düşkün olduğu iddiaları kesinlikle bir mesnedi olmayan delilsiz iddialardır. Üstelik İslamın halifesinden bahsediyoruz. Böyle bir durumu istese de yapamazdı. Ayrıca etrafındaki Ebu Suud Efendi ve diğer ulemadan ve halktan tepki alırdı. Mesela oğlu Sultan 3. Murad içinde sefahat ehli derler ancak unutmayalım o '' uyan ey gözlerim gafletten uyan'' ilahisinin güftesi ona aittir. Böyle içten bir güftesi olan kişi herhalde sefihane bir hayata sahip olmazdı.

Hürrem Sultan'a olan kızgınlık nedeniyle ondan gelen padişahlara kötü gözle bakmak da hiçbir adalet mizanı ile açıklanamaz. Unutmayalım önemli ve zirve padişahlardan 1. Ahmed, 3. Mehmed, Genç Osman, 4. Murad, 1. Mahmud, 1. Abdulhamid ,2. Mahmud, Abdülaziz ve 2. Abdulhamid de Hürrem Sultan'ın soyundan gelmektedir.

Şehzade mustafa

Yazınızda şehzade mustafaya balta sallandıgını sölüyorsunuz osmanlıda ogul katletmede kan dökülmez bir can alınacaksa o da boğdurmayla gerçekleşir ki bu da sizin bu yazınızın kendi şahsi fikirlerinizden başka bir şey olmadıgını gösterir.
Gerçek şu ki kanuni babasından kalan mirasa konmustur(hazine dolu askerler sağlam) ve hazineyi boş olarak yetneksiz bir şehzadeye teslim etmiştir ve osmanlıyı geri dönülmez bir yola sokmuştur.

Şehzade Mustafa olsaydı şuanda bu durumlarda olmazdık.Çünkü tahta kırımı üzümleri için feth eden bir şehzade geçiyor.

katılıyorum

katılıyorum

:)

Dizi izleyip gelip tarih bilginliği yapan arkadaş..
Osmanlıda oğul kanı dökülmez nedir?
Türk devletlerinde hanedan soyundan gelenlerin kut anlayışı gereğince kanları kutsal kabul edilir ve bu yüzden boğdurulurlar. Bu ne osmanlıya ait bir durum ne şehzadelere nede senin yazdığın saçmalıkla alakalı.
Güçlü bir devlet aldığı tartışılmaz bir gerçekte bu kanuninin bir halta yaramadığı manasına gelmiyor.
Birde kulaktan dolma bilgiler ile saçma sapan şeyler yazma 2.selim kırımı değil kıbrısı fethetmiş.
Dizi izleyerek, sağdan soldan duyarak tarih hakkında görüş bildirmeyin mal gibi gözüküyorsunuz :D

Sonuna kadar katılıyorum.

Sonuna kadar katılıyorum.

bırakın ya sayın! bahadıroğlu

bırakın ya sayın! bahadıroğlu ibrahim paşa nın hürrem sultan a aşık olduğuna ihtimal veriyor da tuzağa düşürülmesine ihtimal vermiyormuşş

Şehzade Mustafa

Gelin şu olaya biraz pozitif bir pencereden bakalım ve haksıza haksızlığını söyleyelim. Sırf Osmanlı haklıdır diye vicdanı ve adaleti zorlamak bize hiçbir şey kazandırmaz. Bizde hep kardeş veya evlat katli denilir de ''küçük torun katli vaya küçük yeğen katlinden'' hiç bahsedilmez. Şehzadeler kaltledildikten sonra erkek çocukları da babaları gibi katledilirdi. Bu olaylar halkta büyük bir teessür uyandırırdı. Bu olayları savunmamız çok zor. Ben Osmanlıyı devamlı savunma isteğinde olan biriyim. Ancak bu olaylardaki yanlışlık o kadar açık ki savunmanın bir anlamı yok ve yapılan hataya da ortak olmak demek olur. Bence küçük şehzadelerin katli tamamen bir evham ürünü. O şehzadelerin daha büyüklük çağına gireceği dahi belli değilken, küçücük yaşta onları katletmenin İslami yönden cevazı nasıl alınmış bilmiyorum. Acaba bir cevaz alınmadan fatih kanunnamesi yorumlanarak mı bu katliamlar yapıldı? bunlar gerçekten bir soru işareti. Şer'i hukukta böyle bir uygulama var mı? Şeyhülislamın ve Halife de olan Padişahın bu hükmü vermeleri onları ahirette vebalsiz bırakır mı? Birde nasıl bir vicdani hal ki, küçükken sevdiği, öpüp kokladığı, üstüne titrediği, hastalandığı zaman başında beklediği çocuğunu, torununu mahkeme yapmadan katlediyor. Evet, mesela Şehzade Mustafa olayında şehzadenin de katıldığı bir mahkeme yapılmasını bırakın bir yana, Kanuni oğluna atfettiği suçunun nedenini dahi sorma ihtiyacı duymamıştır. Bu olayda yara hala kanıyor bence. Bu olay Mustafa'yı padişah olmamasına rağmen birçok padişahın önüne geçirmiş ve onu kamu vicdanında büyük sultanlar sınıfına koymuştur. Halkımız mazlumun tarafında olduğundan bu mazlum şehzade halkın gönlünde yerini almıştır. Bu olayın en büyük hatalısı kuşkusuz Kanunidir. Hürrem'in ve Rüstem'in hileleri olsa da padişah tek yetkili olarak öz oğlunu karşısına alıp konuşmalı ve ona suçları ile ilgili soru sormalıydı.

bir yerde okudum perde

bir yerde okudum perde olayını doğru olduğuyla ilgili çünkü kanuni çok sevilen şehzadesinin ölümünden emin olmak istemiş eğer sadece emir verse ve orada bulunmasa elimizden kaçtı mustafa diyerek öldürmeyip şehzadeyi koruyabilirlermiş o kadar seviliyormuş ordu öğrense zaten neler olurdu ama mustafa ya uyarı gelmiş ok atılmış çadırına derler ama rüstem paşanın onu isyancı babasına saygısız itaat etmeyen biri gibi göstermek için bir oyun ettiğini sanmış öyle bir düşüncesi olmadığı büyük bir hatası olmadığını düşündüğü için gitmiş orduya kimseye bir şey söylememiş demek ki yoksa korurlardı adamlarıyla giderdi babasının yanına isyancı deyip de insanı hasta etmeyin

o düşmanlarının kanuni

o düşmanlarının kanuni dediğini kabul edip bas bas bağırıyor yazıyorlar da o düşmanlar diyor aynı şeyleri zaten mustafa için haksız yere öldürüldüğü avrupada sanırım fransa da mustafa nın trajedisini konu alan bir tiyatro oyunu yapılmış aynı almanya aynı fransa ama kanuniliği buraya kadarmış ki avrupa da kabul edip kaynaklarına yazmışlar ama selim e sarhoş denilince bu kabul edilmez ee aynı devletler aynı kaynaklar iyi şeyleri kabul edip hatalarımız almıyoruz üstümüze maalesef .....

KENDİ AÇIĞINI YAZISINDA BELLİ ETMİŞ

"Oğlu Şehzade Mustafa’yı otağına alıyor. Mustafa, Otağı Hümayun’un kapısında durduruluyor. Kılıcını çıkarması, huzura silahsız girmesi isteniyor... Oysa daha önceki uygulamalarda şehzadeler silahları ile huzura kabul olunurdu. Kuşkulansa bile yapacak bir şeyi yoktur. " DEMİŞ.Nasıl yapacak birşeyi yoktur ? 1000 kişilik yeniçeri ordusu Mustafa'nın ölümünden sonra kazan devirmiş..Eğer Mustafa orada tahtı ele geçirmek isteseydi yeniçeriler onun her zaman yanındaydı ! dedesi yavuz gibi yapıp babasını tahttan indirebilirdi

Hiç yani 7 kişiyi alt etmiş

Hiç yani 7 kişiyi alt etmiş bir kere tek başına silahsız !eğer silahını istedikleri anda savunmaya geçip ordusuna kadar gitse ki silahlarıyla kendi baya bir koruyabilirdi yeniçerilere haber etse zaten çadırı padişahın başına yıkarlardı ! Bu tuğra meselesini de anlamıyorum osmanlı vakıf kitaplarında çok bahsedilir şehzade tuğraları araştırmalarından.tuğra büyük bir isyan sebebi olsa babasının yanına gitmez zaten ! o mektupların belgesi var mı bilmiyorum ama rüstem paşa nın bu mektupları yetiştirmesi de tuhaf ! ayrıca mustafa nın o devlete bu devlete ihtiyacı yok kendi devleti arkasında destek sadrazamı azil ettirmiş bir destek varmış arkasında en basit kanıtlar isyanlar çıkmış mersiyelerde çok kıymetli herkes mustafa nın arkasında ama şehzade bekledi diye suçlanıyor hala öyleydi böyleydi diye atıp tutuyor yavuz Beyfendi !

şehzade mustafaya çok

şehzade mustafaya çok haksızlık etmişsin.nasılki zavallı şehzade yakubu isyankar gösterdigin yıldırım beyazıt eserindeki gibi.aynı haksızlıgı 3.mehmedin öldürdügü masum şehzade mahmudada yaptın.aşırı muhabbet iyi degildir senin mantıgına göre yezidde haklı devlet için hüseyin efendimizi öldürdü.şehzade mustafa isteseydi dedesi sultan selim gibi padişah olurdu.ordu emrine hazırdı.o sabırla bekledi asi olacaksa teamüllere aykırı olarak manisa valiliginden alındıgında asi olurdu.gözden düşmüştü ama isyan etmedi.babasının çadırına rahatı kalple girdi şehit edildi.mazlum olarak ölmeyi tercih etti.önünde 2 yol vardı ya isyan edecek ya ölecekti o masum kanına girmek istemedi şehitligi şeçti.kanuni yaşlanmıştı şehzade ise zirvedeydi bekleseydi dedesi beyazıdın durumuna düşecekti acele etti.ama aldıgı can başına bela oldu daha hayatta iken şehzade beyazıd isyan etti cihangir öldü kendi elini torunlarının ve ogullarının kanına buladı ondan sonra gelen 4 padişahda sefere çıkmadı saltanatlarını askerle paylaştı anadolu celali isyanlarıyla cayır cayır yandı masum kardeşlerini ogullarını öldürdüler şehzadeleri kafese kapattılar sultan ibrahim hanedanın tek üyesi kaldı nesilde devlette bitecekti bu lanet kanun kalkmasaydı devlet başsız kalacaktı osmanlı birdaha belini dogrultamadı ölüm korkusu dünyanın en akıllı hanedanını deli yaptı çürüttü sultan ibrahimin deliligi ölüm korkusu ve neslin devamı için aşırı cimaya zorlanmasındandır.sevmek hatasıyla sevmeyi bilmektir insanlar kusursuz olmaz.

Size katılıyorum.Burada şunun

Size katılıyorum.Burada şunun anlaşılması gerekir.Şehzade herşeyden önce kanuninin oğlu olsada dindar ve müslüman biri idi.Buna göre babaya itaat dine ve allaha itaatl bağdaştırıldığında zulme uğrayacağını bile bile o çadıra girdi,isyan etmiş olsa yada o an isyan etmiş olmaya karar verse kendisi saltanat ve taht için zalimlerden olurdu.

Mesela şehzadeye emsal gösterilen yavuz.Büyük hükümdardı ama isyan etti,örfü teamulleri en başta dinimzin en büyük kuralını ezdi geçti.Her nekadar büyük zaferler kazansada ömrü kısa sürdü taht ona tam anlamı ile yar olmadı.

Şayet bu durum bir avrupa yada bizans devletinde yaşansa olacaklar malum.Burada şehzade mustafanın büyüklüğünü görmeli herkez.

Peki mustafadan sonra ne oldu.Taht için büyük oyunlar düzenleyen ve zalimlerden olanların sonu ve öncesinde yaşananlar.

Hürrem amacına fiilen ulaşsada kimin padişah olduğunu görmedi.52 yaşında aniden acılar içinde öldü.Ya rüstem paşa.Kendi kusmuğu ve dışkıları içinde acılar içinde gitti öteye.

Kimse hürrem sultanın bu işlerde parmağı olmadığını iddia edip masum sanmasın çünkü kendisi herşeyden önce bir anne idi.Aslında onun yaptığı örfe töreye ve teammüllere karşı bir isyandı.

Aslında burda unutulan yüce rabbimizin takdiri ve kararının kimin üzerine olacağı.Bu yüzden bu olayda allahı ve kanunlarını yok sayıp kendi istediklerini padişah yapmak isteyenlerin hedefledikleri kişiler padişah olmadı.Örnek şehzade mehmet,şehzade beyazıt.

Sonuçta koca bir sıfırla saltanat ve makam uğruna allahı yok sayıp zalimlerden olmak onlara kalan ve kötü bir ölümle öteyi düşünmeden yaşanılan boş bir hata.As olan öte değilmi?.Şimdi burda ve ötede kazanan kim.

Bu yüzden sorunun köküne fatihin fetvasıba yönelik kanunlara inmek lazım.Kanuni büyük sultandı ömrü at sırtında geçti imparatorluk bilmem kaç km genişledi.Buradaki hata şudur arkadaşlar.Kanuni öncelikle çok toprak fethedip şan ve şöhretle yaşamaktan çok hazır imparatorluk sağlam bir temel üzerine kurulmuş ve gücünün zirvesin de iken ve şartlar yıldırım beyazid han ve sonrasında olanlar gibi değilken hatta söz konusu bile olamazken,kendisi ve otoristesi sağlam iken eskimiş köhnemiş ve hiç bir lüzümu olmayan bu kanunu bir asalet sistemi kurarak değiştirse daha iyi olmazmıydı?

Burada yaşananlar devlet bekaası değil tamamen padişahların bir kişiye dayanan saltanat ve paylaşmaya dayanmayan yönetim sistemleri,niye orduya ve enderuna devşirmeler alındı cariyeler ve padişah eşleri neden hep yabancı ve türklükten uzak bunları bir düşünün.Yani anlayacağınız burada ve sonrasında olanlar tamamen saltanat bekası ve bunun üzerinden kurulan korku imparatorluğu..Peki neden devlet geriledi ve yıkıldı.Cevabı korkudan,şehzadelik,vezir yada enderunda liyakat ve önplanda değil.. neden? Çünkü herkez korkuyo kimden ya padişahtan yada padişah üstünde etkisi olan kişilerden.
Atatürk işte bunu yıktı bu korkuyu.. cumhuriyet yıllarındada bu korku vardı ve demokrasi gelişmiyor diye atatürk hep çoklu demokrosiyi kurma çabaları gösterdi nitekim bunun temellerini attı.Allah ondan razı olsun.

Saygılarla..Zafer Barış Göz

açıklama

yavuz bahadıroğlumusun nesin.Yok efendim neymiş devletin bekası iiçn hürrem sultan şehzadeyi kanuniye boğdurtmuştur ne diyosnz siz ya madem devletin bekası için böyle de kendi oğlu padişah olunca devlet duraklama dönemine girmişya tabi hürremin oğluna bişey demek yok günümz tarih kitaplarında bile kanuniden sonra sokullu mehmet paşa dönemi diye geçiyor daha neden bahsediyorsunuz ya.bu arada ne şehzade mustafaya nede mahidevran sultana kimsenin söz söylemeye hakkı yok herkes boş boş konusacağına kendilerini bir kerede onlarn yerine koysunlar ,) SAYGILAR

kesinlikle katılıyorum

kesinlikle katılıyorum devletin bekasını 2.murat düşünemrmişmi de oğlu fatihe bırakmış tahtı süleyman sağolsun kazık çakmış

CVP:kesinlikle katılıyorum

manevi boyut vardır. bunları sadece madde ile dünyaya bakanlar göremez. Kalp gözü, firaset, basiret diye tanımlar vardır..

Birisi oğlunun istanbulu feth edeceğini görür ve bilir, fethin yolu açılsın diye yol verir..

Diğeri oğlu ile saltanatta baba-oğul kavgalarının gelenek haline geleceğini görür ve dur der!!

bunları dizikafalılar anlayamaz.. göremez!

Yorum:

Muhteşem Yüzyıl dizisinin fanatiğisiniz galiba, cevaplarınız anneciğimin sevdiği dizileri savunması gibi... siz en iyisi biraz daha fazla kitap okuyun :)) Yavuz bey yazının sonunu güzel bitirmiş...

doğruları söyleyene dizi

doğruları söyleyene dizi fanatikliği yaftası yapıştırmanız ne kadar acı. yavuz bahadıroğlu tarihçi değil, fazla osmanlı hayranı tarihçi. yazdıklarının hiç bir tutarlı tarafı yok.

Şehzade Mustafa olayının detay kısmı

Şehzadenin mührü Sadrazam Rüstem paşa gibi rüşvetçi biri tarafından kazınıp taklit edildiği tüm tarihçiler tarafından kabul ediliyor. (Rüstem paşa sadrazamlığı döneminde uçan kuştan rüşvet aldığı, öldüğünde mal varlığı sayıldığında Osmanlı'nın en zengin kişisi olduğu tarihi belgelerle sabittir.) Ayrıca Taşlıcalı Yahya Bey şehzadeye Rüstem paşa tarafından tuzak kurulduğunu, padişahında buna inanarak oğlunu katlettiğini açık olarak belirtmiştir ki o zaman padişahı eleştirdiği için canına mal olabilecekken korkmadan doğruyu söylemekten çekinmemiştir. Sizler ihtimal vermiyorsunuz ama padişah rüstem paşa ve hürrem sultanının etkisinde kalarak şehzadeyi 1541 yılından itibaren kendinden soğutmaya başlamıştır (Şehzadenin 1541 yılında Manisa'dan Amasyaya tayin edilmesi buna açık bir örnektir.) ve sonunda 1553'de Konya ovasında boğdurmuştur. Biraz daha konuyu irdelersek Şehzade Mustafa babasına karşı hiçbir ayaklanmayı bırakın babasına karşı olumsuz fiili girişimde bulunmamıştır. Ancak, ordunun ve halkın kendisine yönelik teveccühünden haberdar olduğu ve bu yüzden bâzı teşebbüslerde bulunduğu, hattâ çok uzaklardan bâzı kişilerin yerlerini terk ederek kendisinin sancak beği olarak bulunduğu Amasya'ya gelip hizmeti­ne girdikleri anlaşılıyor. Bununla birlikte, şehzâdenin bütün faaliyetlerinin babasının ölümünden sonrasına yö­nelik olduğu söylenebilir. Bakın burası çok öenmli "Zîrâ, isyâna niyetlenmiş bir şehzâdenin, hiç bir tedbir almağa gerek duymadan babası­nın otağına girmekte tereddüt etmemesi ve hattâ başına bir hâl gelebileceği endîşesini belirten yakınlarının (Sadrazam Kara Ahmet Paşa otağına okla bir mektup gönderip, babasının otağına gelmemesi zira gelirse kendisini öldürüceğini şeklinde uyarısına rağmen) uya­rılarına ehemmiyet vermemesi, başka bir şekilde îzah edilemez." Eğer Şehzade babasına karşı ayaklanma yahut İran şahına mektup yazsaydı halkı ve önemlisi kendisine çok destek veren orduyu Konya ovasında ayaklandırıp babasını tahttan indiribilirdi. Sonuç olarak Kanuni oğlunu boğrdurmakla ülkeyi duraklama dönemine soktuğu imparatorluğun kaderini değiştirdiği çoğu kişi tarafında kabul edilmektedir. Saygılar.

Sefevi

salamlar men istemirem 2 olde 2 xalq bir birine duwmen olsun amma onu demek isteyirem ki OSMANLI SULTANLARININ BAWINA NE GELIBSE HAMISI QADINLARDAN GELIB......CALDIRAB DOYUWUNE GELDIKDE ISE HAMI BILIR BUNLARI NECE OLUB OSMANLI TOPLARNAN GELIB USTUMUZE WAH ISMAYIL XETAI ISE QOL GUCUNE DOYUWUB......BIRDE KI HAMINI DEYE BILMEREM BIZ BAKILILAR TURK DEYILIK BIZE TURK DEMEYIN BIZ BAKILIYIQ NE TURK NE KURD NEDEKI BAWQA MILLET COX SAGOLUN

azeri-türk

sefevi kardeş konuştuğun dil aynı ister azeri de ister türk aynı millet ama sen öle düşünmüyosan ayrı mesele

ne hissediyosan o ol ama ana aynı dil aynı

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <u> <cite> <i> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Aşağıdaki resimde yer alan yazıyı doğru şekilde kutucuğa yazınız
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sitemizde arama yap

Anket

Muhteşem yüzyıl dizi neden sıkıcı hale geldi?:

Son yorumlar

Günün Konuları

- Diyanet dizilere de sansör uygulasında görelim
- Tarihi katledenler şehzade mustafa'yı ne yapardı!!
- Şehzade'yi katlettiren entrikalar
- Şehzade Mustafa Olayının Aslını Anlattı
- Muhteşem Yüzyıl'da muhteşem hata!
- Cübbelli'den Muhteşem Yüzyıl fetvası!
- Rum Mehmet Paşa karaman olaylarından dolayı öldürüldü
- Eflak Voyvadası Vlad Kimdir? Hayatı
- Fatih Dizisinde Şehzade Mustafa Neden Öldü?
- Şehzade Mustafa'nın Mahmut Paşa'nın karısı ile ilişkisi
- Fatih dizisindeki seçilmiş dilyar kim?
- Gülbahar Hatun, İshak Paşa ile görüşüyor
- Fatih Dizisi 2. Bölüm
- Fatih Dizisi
- Nurbanu Sultan Yahudi midir? Gerçek dini nedir?
- Hürrem Sultanın yatağına akrepi kim koydu
- Nurbanu Sultan Ne Zaman Öldü
- Nurbanu Sultan
- Muhteşem Yüzyıl 106. Bölüm
- Muhteşem Yüzyıl 105. Bölüm
- Muhteşem Yüzyıl Dizisi
- 2013-2014 KYK BURS Başvuruları
- Yeni Hürrem Sibel mi olacak, Hülya mı?
- Başbakan Gemileri Neden Yaktı?
- Gezi parkı olayları son durum
- Meryem Uzerli kararını verdi (Muhteşem Yüzyıl)
- Meryem Uzerli gidiyor Vahide Gördüm geliyor
- Osmanlı Tokadının yeni adı Tükenmişlik Sendromu mu?
- Can Ateş İlk Defa Meryem Uzerli Hakkında Konuştu
- Yeni Hürrem Vahide Gördüm mü olacak?
- Muhteşem Yüzyıl'ın yeni bölümü neden yayınlanmadı?
- Muhteşem yüzyıl dizinde Şeyh Maşuki tuzağı
- Muhteşem Yüzyıl 98. Bölüm
- Memati Muhteşem Yüzyıl dizisinde mimar sinan olacak
- Yavuz Sultan Selim'in kızının kabri bulundu
- Şehzade Mustafa İsyan mı Etti
- Malkoçoğlu Kimle Evlenecek
- Muhteşem Yüzyıl Mimar Sinan Kim Oldu
- Muhteşem Yüzyıl 92.Bölüm
- Hatice sultan deli hüsrev paşa ile evlenecek mi?

1 . 5 . 6 . 7 . 8 . 9 . 10 . 11 . 12 . 13 . 14 . 15 . 16 . 17 . 18 . 19 . 21 . 22 . 23 . 24 . 25 . 26 . 27 . 28 . 29 . 31 . 33 . 34 . 35 . 36 . 37 . 40 . 42 . 43 . 44 . 45 . 46 . 47 . 48 . 49 . 50 . 51 . 54 . 55 . 56 . 57 . 62 . 63 . 66 . 70 . 72 . 73 . 74 . 75 . 76