Harem nedir

Harem, bir üniversitedir. Osmanlı eğitim sistemindeki en önemli mecradır.

Harem, ÖZEL HAYAT demektir..

Günümüzde ısrarla özel hayatın gizliliğini dile getiren ve bu konuda konuşanlar HAREM söz konusu olunca ortalıktan toz oluveriyorlar. Harem konusunda özel hayattır demek bir tarafa karalama kampanyasına geçiyorlar.

Son yüzyıldır türkçede kullanılan bir çok kelimeler anlamlarını değiştirdi ve yeni çağrışımlar kazanmaya başladılar. Eskiden ifade ettiğimiz bir çok noktayı yeni ve farklı kelimelerle anlatmaya başladık. Ve eski kelimeler ise müzelik olmaya başladı..

Ne yazık ki anlamını yitiren kelimelerden biriside HAREM kelimesi oldu..

Osmanlı döneminde bir çok anlamı içinde barındıran harem kelimesi bugün zihinlerde neredeyse sadece SEX ile bütünleşti..

Harem ile Haram'ı daha çok kafirler karıştırır!


Harem ile haram en çok karıştırılan iki terim.

Harem, aile hayatı, özel hayat, kötü niyetlilerden korunan yer!

Haram ise Allah'ın izin verdiği ölçünün dışına çıkmaktır.

Harem, özellikle cinsel yaşam ve özel aile hayatı için kullanılmakta. Ve tarihe damga vuran "Haremlik" "Selamlık" uygulamasının temelidir.

Her aile bir harem'dir. Her yuva bir haremdir. Mahrem bölge. Günümüz türkçe ile özel hayattır.

Harem, haramlardan korunmak için bir zırhdır. Haram ise o zırhın içindekine hedef almış zehirli bir oktur.

Yabancı kadınlara bakmak onlarla evliliğin dışında cinsel bir hayat sürdürmek HARAM bölgesidir. Kişinin kendi ailesi ile yaşadığı özel hayat HAREM bölgesine girer.

Beyin göçünün osmanlıca kod adı: DEVŞİRME


Devşirme konusunda yazıp çizen çok oldu. Osmanlıyı tamamen ele geçirdikleri yönetime hakim oldukları vs. vs.

Fakat aynı kişilere bugün Türkiye'ye beyin göçü olsa diye sorulsa en ön saflarda alkış tutarlardı! Beyin göçü nedir? Yabancı sermaye nedir? Yatırım nedir? TV leri açtığınızda bakınız iki yabancı sermaye geldi diye insanlar bayram ediyor. Biri parasal diğeride düşüncesel!

Osmanlı ilk kuruldugu andan itibaren en büyük yatırımını Beyin Göçü üzerine yapmıştır. Zaten yerli türk halkı osmanlı'nın kurduğu medrese ve eğitim yuvalarında eğitimden geçiriliyor ve türk kültürüne sahiplerdi. Ancak farklı toplumlardan olan zeki ve çalışkan cocukların tamamen türk kültürü ile yetişmeleri mevcut medrese ortamları dönemin şartları çerçevesinde yeterli değildi. Dışlanma ve yeteri kadar entegrasyon gerçekleşmemesi nedeni ile panzehir beklenirken ZEHİR olabilirlerdi.

ENDERUN ve HAREM üniversiteleri bu amaçla kurulmuştu. Bugün bu isimlerin bu kadar çok bilinmesi bizzat sarayın kontrolünde olmasındandır. Fakat osmanlı da sadece enderun yoktu! Bugün gördüğünüz her ihtişamlı osmanlı camilerinin avlularında bahçelerinde bir de enderun kadar güçlü eğitim yuvaları mevcuttu. Birilerin maksadı bağcı döğmek olunca onları görmek istemiyorlar

Her neyse..

Kafandan ne geçiyorsa Harem'i öyle görürsün

Harem üzerinde hep yazıldı çizildi. Neler demediler ki.. Ressamlar oturdu tonlarca yağlı boyalar yaptılar. Yaptılarda yaptılar.

Aslında olayın iç yüzü şu. Herkes kendi fantezisini anlattı. Ortada onları onaylayan bir belge kaynak not hiç bir şey yok. Hatta iddiaların tam aksini gösteren kanıtlar varken. İşte tüm yazılanlar çizilen yazanın çizenin fantezi dünyasının ve hayallerinin ürünü oldu.

Eğer padişah olsaydınız ne yapardınız? Diye anket açılsa,sadece uçkurunu düşünenler esir ettiği kızlarla bol bol fantezilerini anlattılar. Onların beyni sulanmış kafalarında sadece cinsellik ve seksten başka hiç birşey yok. Sadece rüya görüyorler.

Harem, mahrem gizlilik sır. Kişinin namusu.. Sarayda ise padişahın namusu. O devletin namusu. Toplumun namusudur. Padişahların eşleri o toplumun annesidir. Toplumun ırzıdır. Namusudur. Tüm cümle alemin gözü orada..

Tarihe 'muhteşem' ilgi!

Kanuni Sultan Süleyman'ın Hürrem Sultan'a aşkını da konu alan ve son günlerde kamuoyunda tepkilere yol açan ''Muhteşem Yüzyıl'' adlı dizi, konuyla ilgili tarih kitaplarına ilgiyi artırdı.

Araştırmacı gazeteci-yazar Yavuz Bahadıroğlu, 1520 yılında tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman'ın yaklaşık 7 ay içerisinde Belgrad seferine çıktığını hatırlattı. Bahadıroğlu, bu sürenin Kanuni'nin padişahlığa alışma evresi olduğunu belirterek, ''Yani bu öyle haremle çok ilişki kurabileceği bir zaman dilimi değildir. Önce kendini devlet adamlarına ispatlaması lazımdı.

Kanuni tahta geçtiği gün en büyük derdi Hürrem Sultan ya da harem değildi, insanlara babası gibi kudretli bir hükümdar olacağı umudunu vermek ve o umutla yeni fetihlere çıkmaktır. Çünkü her padişah bir öncekinin yapamadığını yapmak ister'' diye konuştu.

Haremin Osmanlı İmparatorluğunda I. Murad döneminden itibaren var olan bir müessese olduğunu ifade eden Bahadıroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Cariyeler padişahın eşleri midir?

Osmanlı Padişahları, Harem dâirelerinde istihdam ettikleri veya karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelere şer’-i şerifin hükümlerini aynen tatbik etmişlerdir. Osmanlı Hareminde Orhan Bey zamanından beri cariyelerin bulunduğu ve istihdam edildiği ifade edilmektedir.

Ancak harem’deki cariyelerin sayıca artması, Fâtih döneminden itibaren başlar. Zira Fâtih devrinde devlet idaresi devşirmelerin eline geçtiği gibi, harem’de de böyle olmuştur. Nasıl devşirilen erkekler, Enderun Mektebinde terbiye edilerek Osmanlı Devleti’nin askerî ve idâri üst makamlarına yükselme imkânlarını elde etmişlerse, Harem Mektebine alınan cariyeler de zekâlarına, ahlaklarına ve güzelliklerine göre, evvela haremin hizmetçi statüsündeki grubu olan câriye, kalfa ve ustalar makamlarına ve sonra da Padişahlar tarafından seçilmeleri halinde Padişah ile karı koca hayatı yaşayan gözde, ikbal ve Kadın Efendi ve neticede valide sultân payelerine kadar yükselme imkânlarına kavuşabilmektedirler.

O halde harem mektebinde yetişen cariyeleri iki gruba ayırmak icabedecektir:

Osmanlı'da haremin gerçek yüzü


Bir ülkede deprem sözkonusu olursa jeologlar, hastalıklar sözkonusu olursa doktorlar, savaş sözkonusu olursa siyasiler ve askerler konuşurlar. Bu bizim ülkemizde de böyledir. Ancak bizde iki konu vardır ki bunlar üzerinde herkes konumuna, birikimine, eğitimine bakmadan üstelik de allame edasıyla konuşur. Bu konulardan bir tanesi dindir diğeri tarih.

Tarihle ilgili bir şeyler söz konusu olduğunda siyasetçi konuşur, gazeteci konuşur, televizyoncu konuşur vs. Bir Allah kulunun aklına da bu işin profosörleri bulup konuşturmak gelmez. Veya gelir de, onların söyleyecekleri işlerine gelmez.
Tarih deyince her zaman revaçta olan konulardan bir tanesi de Osmanlı ve haremidir.

Bunu içoğlanları takip eder. Ardından valide sultanlar, kadınlar saltanatı, devşirmeler vs. böyle gider.

İlim ahlakına sahip bir tarihçinin Osmanlı haremi konusunda söyleyeceği şeyler çok azdır. Çünkü elinde bu konuyla ilgili yeterli belge, döküman vs. yoktur.

Harem Nedir Hakkında bilgi

Harem lûgatte korunan, mukaddes ve muhterem yer anlamına gelir. Ev, konak ve saraylarda genellikle iç avluya bakacak bir şekilde planlanan, kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan rahatça günlük hayatlarını sürdürdükleri kısımdır. Burada yaşayan kadınlara da harem deniyor olması, İslamiyet´in bu bölümlere, özellikle hane kadınlarıyla belirli bir kan bağı dışında kalan erkeklerin (nâmahrem) girişini yasaklamasından kaynaklanır.

Hayat üniversitesi “Harem-i hûmâyûn”

Harem’le ilgili, bazı kitaplarda ve bazı dergilerde yayınlanan müstehcen resimlerin aslı esası mevcut değildir. Batılı ressâmların hayallerinin mahsûlüdür. İşin doğrusunu ve Batılı yazarların nasıl meseleyi çarpıttıklarını ise, 1960’lı yıllarda Harem’in restorasyonunda görev alan ve bir Fransız tarihçisi olan Robert Anhegger ile evli olan Mualla Anhegger’den dinlemek icabediyor. Anhegger diyor ki:

Padişahın evlatlıkları!..
“Haremin Avrupalıların yüzyıllarca yazıp çizdiği ile hiçbir alakası olmadığını fark ettim. Harem Padişahın dilediği kadınla buluşması için düzenlenmiş bir kurum değil. Mimarisi bile buna göre düzenlenmemiş. Padişahın câriyeleri görebilmesi ve aralarından birini seçebilmesi mümkün değil. Kapılar, daireler, geçişler buna göre planlanmamış...

Anket

Muhteşem yüzyıl dizi neden sıkıcı hale geldi?:

Son yorumlar

Günün Konuları

- Yahudiler Mescidi Aksa'nın Altını Neden Kazıyor?
- İsrail Mescidi Aksa'nın Altını Kazmaya Devam Ediyor!
- Hz. Ömer'in Kudüs'ü Fethi
- Miracın Delili Mescid-i Aksa..
- Süleyman Mabedi Yerine İkinci Mabedin Yapımı
- Sebatay Sevi Kimdir?
- Yahudilik'te Mesih İnancı
- Süleyman Mabedinin Özellikleri
- Süleyman Mabedi Nasıl Yapıldı?
- Ahit Sandığı Nerede ve Kim Tarafından Muhafaza Ediliyordu?
- Ahit Sandığının Özellikleri
- Ahit Sandığı Yahudiler İçin Neden Bu Kadar Önemli?
- Babil Sürgünü , Yahudilerin Kutsal Topraklardan Çıkarılması, Mabedin Yıkılışı
- Hz. Süleyman'a Verilen Saltanat
- Hz Süleyman'ın Sarayı ve Belkıs
- Hz. Davud'un Hz. Süleyman'a On Sorusu ve Cennet'ten Gelen Yüzük
- Hz. Davud'un Kılıcı
- Hz Davut'tan Kur'anı Kerimde Övgüyle Bahsedilirken Tanah'ta Zina ve Adam Öldürmeyle İtham Edilir!!!
- Talut-Calut Kıssası ve Kudüs'ün Fethi
- Vadedilmiş Topraklar Neresidir?
- Hz. Yuşa'nın Savaş Stratejisi
- Güneşin Batmasını Geciktiren Peygamber Hz. Yuşa...
- Hz . Yuşa ve Bel'am Bin Baura
- Hz. Yuşa'nın Eriha'nın Fethinde Suda Yürüme Mucizesi
- Hz. Musa'ya "Sen ve rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız!" dediler.
- İsrailoğulları'na Bıldırcın ve Kudret Helvası Nimeti Verildi de Yine Nankörlük Ettiler!
- İsrailoğullarının Kurtarıcısı Hz. Musa ve İsrailoğullarının Sadakatsizliği
- 2. Abdülhamit Han'ın Filistin Hassasiyeti
- Kudüs'ün İngilizler Tarafından İşgali 9 Aralık 1917
- Yahudilerin İbadet Şekli
- Yahudiler Ağlama Duvarında Neye Ağlıyorlar?
- Ağlama Duvarı Nedir? Nerededir?
- Hz. İşmoil (Samuel Peygamber)
- Hz. Yuşa
- Kudüs ve Çevresinde Yaşayan , İsrailoğllarına Gönderilmiş Peygamberler
- Hz. Yahya
- Hz. Zekeriyya
- Hz. Yakup
- Hz. Yusuf
- Hz. Süleyman
İçeriği paylaş